FLAŞ HABER: GSS uygulaması sonuna kadar uzatılacakmış……

0

Kategori : Genel

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, ekimde yürürlüğe gireceği duyurulmuş olan Genel Sağlık Sigortası (GSS) uygulamasının başlangıcını 2011 sonuna kadar uzatacaklarını belirtti.

Bakanın açıklamasında; 72 milyon vatandaşın hepsini Genel Sağlık Sigortası kapsamına almak istediklerini ancak bu kapsamda bir uygulama için ön hazırlık süresinin yetmediğini ve bu yüzden süze uzatımına gidileceği belirtildi.

Genel Sağlık Sigortası Bilgi Merkezi olarak konu hakkında gelişme olduğunda sizlere duyuracağız.

Genel Sağlık Sigortası Geliyor

0

Kategori : Genel

Genel Sağlık Sigortası hakkında Hürriyet Gazetesinde çıkan Yazı :

59 milyon kişi Genel Sağlık Sigortası(GSS) kapsamına giriyor. Başvurular 1 Ekim’de başlıyor. GSS’ye SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamındakilerin dışında, sosyal güvencesi olmayan ve Yeşil Kart uygulamasından yararlanamayan yaklaşık 3 milyon kişi de dahil olacak. Ancak zaman sınırlı. Çünkü bu 3 milyon kişiden 31 Ekim 2010 tarihine kadar başvurmayanlara 760 lira para cezası kesilecek. Bu arada, altyapıdaki eksiklikler yüzünden sistemin ertelenmesi de söz konusu.

Hiçbir sosyal güvencesi olmayan vatandaşlar belirlenen tarihlerde başvurdukları takdirde GSS kapsamına girseler de sağlık hizmetlerinden faydalanabilmek için sigorta primlerini kendileri ödeyecek. Sisteme dahil olmayanlar ise 760.5 lira para cezasına çarptırılmanın yanı sıra yapılacak olan gelir tesptinde aylık gelirleri de 1521 liranın üzerinde sayılarak olmayan maaşlarından sigorta primi için her ay 182.5 lira para kesilecek.

UYGULAMA NASIL İŞLEYECEK?

Yeni uygulama ile birlikte Türkiye’de 59 milyon kişinin (SGK’ya tabi çalışanlar, emekliler veya bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilerin toplamı) GSS kapsamında olacak.SGK tarafından yapılacak tespit sonucunda; aile içinde kişi başına düşen aylık gelir, brüt asgari ücretin 3′te 1′inden (253.50 TL) az olanların primlerini devlet ödeyecek.

Kişi başına düşen aylık geliri; brüt asgari ücretin 3′te 1′i (253.50 TL) ile brüt asgari ücret (760.50 TL) arasında olduğu belirlenen kişiler için aylık 30.42 TL GSS primi ödenecek. Kişi başına düşen geliri; brüt asgari ücret (760.50) ile brüt asgari ücretin 2 katı (1521 TL) arasında olduğu belirlenen kişiler için aylık 91.26 TL GSS primi ödenecek.  Kişi başına düşen geliri; brüt asgari ücretin 2 katından fazla (1521 TL’den fazla) olduğu belirlenenler için aylık 182.52 TL GSS primi ödenecek.

Örneğin; sosyal güvencesi olmayan 4 kişilik bir ailenin eline 1000 lira geçiyor, yani kişi başına 250 lira düşüyor. Brüt asgari ücret 729 lira. Bunu üçe böldüğünüzde 243 lira çıkıyor. Kişi başına 243 liradan fazla geliri olan bu ailemiz, ayda 30 lira prim ödeyerek sağlık yardımlarından faydalanacak. Ama 5 kişilik bir ailenin eline toplam 1000 lira geçiyorsa, bu herkese 200 lira düştüğü anlamına gelir. O zaman ailenin primini devlet karşılayacak. Şayet 4 kişilik bir ailenin 2 bin 500 lira geliri varsa ortalama 625 lira düştüğünden, bu aile ayda 88 lira prim ödeyecek.”

HER AİLEDEN EŞLERDEN BİRİSİNİN DAHİL OLMASI YETERLİ

Sisteme dahil olmak için eşlerden birisinin Genel Sağlık Sigortalı’sı olmasının yeterli olduğunu ifade eden Posta Gazetesi yazarı Ekrem Sarısu, “Eşlerin bakmakla yükümlü olduğu kişiler sağlık hizmetlerinde ücret ödemeden faydalanabilecek. Ailelerde çocuklar için ise bir ayrıntı söz konusu. Ailedeki tüm çocuklar 18 yaşına kadar, lise öğrenimine devam eden çocuklar 20 yaşına kadar, üniversite öğrenimine devam eden çocuklar ise 25 yaşına kadar ailesinden dolayı genel sağlık sigortalısı sayılacak. Bu yaşları aşan çocuklar ise  kendi GSS kaydını yaptımak zorundalar” dedi.

İŞSİZLERİN GELİRİ YAPTIKLARI HARCAMALARA GÖRE BELİRLENECEK

Sosyal Güvenlik Kurumu, yapacağı gelir tespitinden sonra her ailenin gelir düzeyini belirleyecek. İşsiz olduğu için belgelenebilir bir geliri olmadığından bu ailelerin gelir tespiti yapılan harcamalar üzerinden yapılacak. Örneğin kira ödemesi, faturalar gibi harcamalar üzerinden bir gelir hesaplanmaya çalışılacak ve bu gelir üzerinde hangi dilime giriyorsa ona göre bir sigorta primi belirlenecek. Gelir tespiti yapılırken belgelenmemiş kira veya tarla gelirleri, banka hesapları gibi kazançlar göz önünde bulunurulacak.

Genel Sağlık Sigortası zorunluluğu erteleniyor

0

Kategori : Genel

Okurlarımız hatırlayacaktır, Ekim ayında en çok konuşulan konulardan birisi de zorunlu genel sağlık sigortasının uygulamaya geçip geçmeyeceğiydi.

O dönemde SGK ve Çalışma Bakanlığı zorunluluğun 1/1/2012 tarihine erteleneceğini duyurmuştu.

Madde gerekçesinde, gelir testlerinin SGK tarafından henüz yapılamayıp mevcut yeşil kart birimlerinde yapılmakta olması nedeniyle sağlık hizmet sunucularına başvuru tarihleri ile gelir testlerinin sonuçlandırılıp Kurumca tescil edilme tarihleri arasında uzun süre geçtiği belirtilerek, genel sağlık sigortalılarının 1/10/2010 tarihine kadarki geçiş sürecinin 1/1/2012 tarihine ertelenmesi düzenlenmiştir.

Okurlarımız hatırlayacaktır, Ekim ayında en çok konuşulan konulardan birisi de zorunlu genel sağlık sigortasının uygulamaya geçip geçmeyeceğiydi. O dönemde SGK ve Çalışma Bakanlığı zorunluluğun 1/1/2012 tarihine erteleneceğini duyurmuştu.

Madde gerekçesinde, gelir testlerinin SGK tarafından henüz yapılamayıp mevcut yeşil kart birimlerinde yapılmakta olması nedeniyle sağlık hizmet sunucularına başvuru tarihleri ile gelir testlerinin sonuçlandırılıp Kurumca tescil edilme tarihleri arasında uzun süre geçtiği belirtilerek, genel sağlık sigortalılarının 1/10/2010 tarihine kadarki geçiş sürecinin 1/1/2012 tarihine ertelenmesi düzenlenmiştir.

Geçiş sürecinin ertelenmesine bağlı olarak halen kamu idarelerince sağlık yardımları karşılanan yatılı öğrencilerin sağlık yardımlarının, kısmi süreli (part-time) veya çağrı üzerine çalışanlar ile ev hizmetlerinde ay içerisinde 30 günden az çalışan sigortalıların eksik günlerine ait genel sağlık sigortası primlerini 30 güne tamamlama zorunluluğu da 1/1/2012 tarihine ertelenecektir. Elbetteki genel sağlık sigortasının kapsamına girmek isteyenler gelir testi yaptırarak, 2010 yılını beklemeden sağlık hizmetlerinden yararlanabilecek.

2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi sigortalılar ile bunların bu Kanuna göre bakmakla yükümlü oldukları kimseler, genel sağlık sigortası hükümlerine göre sağlanan sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanma hakkına sahip olacak.

SGK Kontrol memurları denetmen oluyor

Daha önce de köşemizde sıkıntılarına yer verdiğimiz ve denetmen yapılmaları konusundaki haklı taleplerini duyurduğumuz SGK Kontrol Memurları Vergi ve SGK prim affının da yer aldığı yasa tasarısında Sosyal Güvenlik Denetmeni olarak atanacaklar.

Sosyal Güvenlik Denetmenleri, sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasına ilişkin tespit, denetim ve taramalarda görevlendirilecekler ve görevleriyle ilgili kayıt ve belgeleri inceleme yetkisine sahip olacak.

Kurum Sosyal Güvenlik Kontrol Memuru kadrolarında çalışanlardan altı ay içinde açılacak yeterlik sınavını başarmaları halinde Sosyal Güvenlik Denetmeni kadrolarına atanacaklar.

Bunların Sosyal Güvenlik Kontrol Memurluğunda geçen süreleri Sosyal Güvenlik Denetmenliğinde geçmiş sayılacak.

Ancak, daha önce zaten bir sınav sonucu Sosyal Güvenlik Kontrol Memurluğuna atandıkları için, haklı olarak ikinci bir kez sınava girmek istemiyorlar.

Mali Hizmetler Uzmanları eşitlik istiyor

Mali Hizmetler Uzmanları bugünlerde yine endişeli. TBMM’de görüşülmeyi bekleyen Vergi ve SGK prim affının da yer aldığı yasa tasarısında uzmanlara ilişkin düzenlemeye Mali Hizmetler Uzmanları ve diğer dört uzmanlık tasarıya alınmadı.

Bütün kamu kurumlarında görev yapan tek merkez uzmanı olan Mali Hizmetler Uzmanları, gazetelere ve gazetecilere sorunlarını iletmiş. Biz de burada dile getirmiş olalım.

4-B’lilerden Sigorta primi Kesilmesine Dava Açıldı

0

Kategori : Genel

4-B’lilerin mesai ücretlerinden sigorta pirimi kesilmesine Türk Büro-Sen tarafından dava açıldı.Davanın ayrıntıları ile ilgili olarak sendikadan yapılan açıklama…

“Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yazılan 21.04.2010 tarih ve 5621001 sayılı yazıda; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesine göre sözleşmeli statüde çalışan ve 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılan personele yapılan fazla çalışma ödemelerinden sigorta primi kesilmesinin gerektiği belirtilmektedir. Söz konusu idari işlem, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na aykırı düzenlemeler içermekte ve bu aykırılık nedeniyle 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesinde bahsi geçen, aynı hukuki statüde olanların maddi kayıplarına neden olmaktadır.

Söz konusu mağduriyetin giderilmesi adına Ankara 7. İdare Mahkemesi’nde 2010/2444 Esas numarası ile dava açmış bulunmaktayız.

Başlatılan hukuki mücadele ile ilgili gelişmeleri sitemizden ve sendika internet sitesi’nden (www.turkburosen.org.tr) takip edebilirsiniz.”

Sosyal Güvenlik’te devrim gibi bir tarihi değişiklik!

0

Kategori : Genel

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, yaptıkları yeni düzenlemeyle, ilk defa istihdam edilen kadın ve gençler için işverenin ödeyeceği sosyal güvenlik primini 3 yıl süreyle yüzde 100 indirime tabi tutacaklarını bildirdi.

Ömer Dinçer, çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında düzenlediği basın toplantısında, çalışma hayatı ve istihdam ve sosyal güvenlik sistemi üzerinde yapmayı planladıkları yasal değişikliklere ilişkin bilgi verdi.

Çalışma hayatının kalitesini arttırmaya, sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi oluşturmaya ve vatandaşlara yönelik hizmetlerde daha etkin ve kaliteli bir yapı oluşturmaya gayret ettiklerini belirten Dinçer, halk odaklı bir yönetim yapısı oluşturmak için yoğun bir çaba içinde olduklarını söyledi.

Sosyal güvenlik sistemini daha etkinleştirmeyi sağlayacak düzenlemelere ve sahipsiz vatandaşların sorunlarını çözmeye yönelik oldukça önemli değişiklikler yapacaklarını bildiren Dinçer, hükümetin daha önce aldığı kararla işverenlerin sosyal güvenlik birimlerinde maliyeti azaltmak amacıyla 5 puanlık bir indirim sağladığını, bu düzenlemenin yaklaşık 4 yıldır uygulandığını hatırlattı.

Bugüne kadar bu düzenleme sebebiyle hazinenin, 5 milyar TL’den daha fazla katkı sağladığını, ancak bu indirimle uygulanan istihdamı arttırmaya yönelik teşvikler arasında bazı sorunların ortaya çıktığını ifade ederek, şöyle devam etti:

”Bu sorunlardan önemlilerinin bir kısmı şöyleydi. Gençlerin, kadınların ve özürlülerin teşviklerinde herhangi bir işveren 5 puanlık indirimden yararlanıyorsa, ikinci kez onlardan yararlanma imkanına sahip olamıyordu. Bu açıdan şimdi yeni bir düzenleme yapıyoruz. 5 puanlık indirimi bütün işverenlere uygulamış olmamız sebebiyle, bunu teşvik olarak algılamaktan vazgeçiyoruz. Herhangi bir düzenlemeyi herkese yönelik yapıyorsanız o zaman bu zaten teşvik mantığından ve felsefesinden uzaklaşıyor. Bu açıdan bakıldığında biz gençlerimizin ve kadınlarımızın istihdamda teşvik edilmesini öne çıkarıyor ve önemsiyoruz. Böylece biz hem gençlerimizdeki işsizlik oranının azaltılması, kadınlarımızın istihdam oranlarının arttırılması amacıyla herhangi bir işverenimiz 5 puandan yararlanmış olsa bile bir kadınımızı hangi yaşta olursa olsun işe alırsa veya 19-29 yaş arasındaki bir gencimizi ilk defa işe alırsa, teşvikten yararlanabileceği bir düzenleme yapıyoruz.”

Teşvik sisteminin daha önceden 5 yıllık bir süreyi kapsadığını, ilk yıl yüzde 100 olmak üzere 5 yıllık süreyle giderek azalan oranlarda uygulandığını, bunda da çeşitli uygulama sorunlarının ortaya çıktığını dile getiren Dinçer, ”Teşvik sistemini yüzde 100′e çıkardık. Herhangi bir kadınımız ya da gencimiz ilk defa istihdam ediliyorlarsa, işverenin ödeyeceği sosyal güvenlik priminin yüzde 100′ünü, ama sadece üç yıl süreyle indirime tabi tutacağız. Daha önceden 5 yıl süreyleydi. Artık bundan sonra sadece 3 yıl süreyle, ama üç yılda yüzde 100 olmak üzere uygulama yapacağız” dedi.

Bakan Dinçer, İş-Kur kurslarını bitirenlerin de istihdam edilmeleri halinde prim teşvikinden yararlanmalarının mümkün olacağını bildirdi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, ”Herhangi bir vatandaşımız esnek bir şekilde Bağ-Kur’luluktan SSK’lılığa, SSK’lılıktan Emekli Sandığına, Emekli Sandığı’ndan SSK’lılığa kolayca geçebilecek. Nerede çalışıyor ve bulunuyorsa primini o sistem üzerinden ödeyecek ve biz bir bütün olarak ödediği bütün primleri göz önünde bulundurarak onun emekliliğini hesaplayacağız” dedi.

Bakan Dinçer, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında düzenlediği basın toplantısında, çalışma hayatı ile istihdam ve sosyal güvenlik sistemi üzerinde yapmayı planladıkları yasal değişikliklere ilişkin bilgi verdi.

Mevcut düzenlemede, işverenlerinin çalıştırdıkları personelin belirli oranında özürlü personel çalıştırmak zorunda olduklarını, ancak bunun uygulanmasında belirli sorunların çıktığını belirten Dinçer, lojistik firmalarda, şoförlerin ağırlıklı olarak çalıştıkları bazı işletmelerde özürlü çalıştırma imkanını bulunmadığını, böyle durumlar için yeni yaptıkları düzenlemede bir esneklik sağlayacaklarını bildirdi.

Herhangi bir şirketler grubunda belirli bir işletmede o işin özelliği sebebiyle özürlü çalıştırma imkanı bulunmuyorsa o işletmenin veya iş gurubu sahibinin başka işletmesinde de kendi kontenjanını dolduracak şekilde özürlü çalıştırması halinde işvereni özürlü çalıştırmış olarak kabul edeceklerini ifade eden Dinçer, organize sanayi gibi bölgelerde işverenler özürlü çalıştırmakta zorlanıyorsa onların ortak iş yerleri açarak özürlü istihdamı sağlamaları halinde de bu zorunluluğu karşılamış olacaklarını kabul edeceklerini kaydetti.

Staj imkanlarını genişleteceklerini belirten Dinçer, ”Şimdiye kadar 20 ve daha üstü istihdam sağlamış olan işletmelerde istihdam sağlanabiliyordu, biz bunun sayısını azaltıyoruz 5 işçi çalıştıran işletmelere kadar iş yerlerinde staj yapma imkanı getiriyoruz. Böylece öğrencilerimizin staj yapabilecekleri alanı önemli oranda artırmış olduk” dedi. Bakan Dinçer, staj yapan öğrencilere ödenen ödenen ücretleri de net ücretler üzerinden yüzde 30 oranında yapacaklarını söyledi.

İşsizlik sigortası ve kısa çalışma ödeneğini artıracaklarını, bunun da önemli teşvik unsurlarından biri olacağını dile getiren Dinçer, şöyle devam etti:

”İşsizlik sigortası fonundan isteğe bağlı sigortalılara da yararlanabilme imkanı getireceğiz. Şimdiye kadar yoktu bu imkan. Kendisi isteğe bağlıysa ve işsizlik sigortası fonundan yararlanabilecekse primini ödemesi halinde yine işsizlik fonundan yararlanabilecek. Bu maksatla da biz hem kısa çalışma ödeneği hem de işsizlik ödeneğinin kullanım miktarlarını artıran bir düzenleme yapacağız. Daha önceki uygulamalarda işsizlik ödeneğiyle ilgili devletin yaptığı katkının aşağı yukarı yüzde 30′unu biz istihdamın artırılması maksadıyla kullanıyorduk. Şimdi bir önceki yılın işsizlik fonundaki kaynağın yüzde 30′unu istihdamın artırılması için kullanma fırsatına sahip olacağız. Böylece çok daha fazla kaynakla işsizlikle mücadele etme imkanımız olacak.”

Kısa çalışma ödeneğiyle ilgili kaynakları da artıracaklarını bildiren Dinçer, kısa çalışma ödeneğini dünyada en iyi uygulayan ülkelerden birinin Türkiye olduğunu, 2009 ve 2010 yılında yaklaşık 219 bin insanın kısa çalışma ödeneğinden yararlandığını kaydetti.

Kısa çalışma ödeneğinin bugüne kadar ulusal düzeyde bir iktisadi kriz olursa kullanıldığını hatırlatan Dinçer, yeni düzenlemeyle herhangi bir bölgede ya da sektörde kriz olursa o sektörde ya da bölgede yer alan işletmelerin de kısa çalışma ödeneğinden yararlanabilmesi için bir kapsam genişletmesi yaptıklarını söyledi.

Bakan Dinçer, işsizlikle mücadelede kaynakları artırdıklarını, bir önceki gelirlerin yüzde 30′unun işsizliği önleyecek şekilde kullanılması için çalışma yaptıklarını ifade etti.

-İŞÇİ ŞİKAYETLERİ-

Herhangi bir işçinin iş yerinden haksız bir şekilde uzaklaştırılması, işinden ayrıldığı halde haklarının kendine teslim edilmemesi veya haksızlığa uğradığını düşünmesi durumunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na müracaat ettiğini ve bakanlığın işverenle görüşerek düzeltmeye çalıştığını, sonuç alınamaması durumunda ise işçinin mahkemeye başvurarak hakkını aramaya çalıştığını anımsatan Dinçer, şöyle devam etti:

”Bu uzun sürebiliyordu. Binlerce dosya bakanlığımızda birikmiş durumdaydı. Geçen yıl 40 bin civarında işçi şikayetleriyle ilgili dosyayı gözden geçirerek bu problemlerin çözümüne katkı sağlamıştık. Bürokrasinin azaltıldığı ve sürecin kısaltıldığı bir uygulamayla işçi şikayetlerini çözmenin sürecini 15 gün ya da daha altı bir güne çekmeyi başarmıştık. Ancak maalesef bakanlığında bazı birimlerin yöneticilerinin bir araya geldiği sivil toplum örgütleri ya da dernekler bu süreçte bizi mahkemeye vererek yürütmeyi durdurma kararı almışlardır. Ben mahkeme kararına uyarak süreci tekrar eski haline döndürdüm ama bu tabi yine işçi şikayetlerini çözmeyi uzatan bir noktaya bizi taşıyor onun için bir kanuni düzenleme yaparak işçi şikayetlerini çok daha kısa sürede çözebileceğimiz bir süreci yeniden tanımlıyoruz bu yaptığımız düzenlemeyle.”

Turizm sektöründe daha önceden belirlenmiş olan 2 aylık denkleştirme süresinin yeterli olmaması nedeniyle bunu 4 aya çıkardıklarını belirten Dinçer, çalışmalarla AB’nin öngördüğü esneklik şartlarını sağlamış olacaklarını söyledi.

İzinsiz çalışan yabancı işçilere karşı yoğun bir mücadeleyi öngördüklerini ifade eden Dinçer, İçişleri Bakanlığıyla yürütecekleri süreçle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yabancı kaçak işçilerin üzerine daha çok gitme imkanı bulacağını kaydetti.

-KISA SÜRELİ ÇALIŞMA-

Kısmi süreli çalışanların emekliliklerini kolaylaştıracak düzenleme yapacaklarını bildiren Bakan Dinçer, sosyal güvenlik sistemini iş kanunun ön gördüğü kısmi süreli çalışmalara uyarlayarak kısmi süreli çalışmaları teşvik etmek istediklerini belirtti. Belirli bir günden daha az çalışanların hayatları boyunca çalışmış olsalar bile emeklilik imkanına sahip olamayacağını anlatan Dinçer, şöyle devam etti:

”Kısmi süreli çalışanların ayın geri kalan günlerinde primlerini ödemeleri halinde tam ay olarak çalışmış olduklarını kabul edeceğiz. Böylece emekli olabilmeleri için bir fırsat olacak. Diğer vatandaşlarımız gibi prim ödeme gün sayılarını doldurduklarında emekli olma şansına sahip olabilecekler. 16-17 günden daha az çalışanlar çalıştıkları iş yerine kendileri destek vererek veya kendileri isteğe bağlı olarak bunu borçlanarak emekli olabilecekler. Tabi böyle olunca yine isteğe bağlı olarak çalışanlar işsizlik sigortası primi ödeyerek de işsiz kaldıklarında işsizlik sigortası fonundan yararlanma imkanına sahip olabilecekler. Bugüne kadar Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde usta-öğretici olarak çalışmış olanlar da eksik kalan sürelerini borçlanarak sosyal güvenlik sistemine dahil olma imkanına sahip olacaklar.”

Bağımsız çalışan Bağ-Kur emeklisinin, 10 yıldan daha az sağlık primi ödemişse sağlık primini 10 yıla tamamlayana kadar sağlık hizmeti alamadığını anımsatarak bu sorunu çözeceklerini belirten Dinçer, ”Herhangi bir vatandaşımız 10 yılını tamamlamamışsa ama aynı zamanda SSK’lı olarak bize prim yatırmışsa onun 10 yılı tamamlayabileceğini kabul ediyor ve böylece sağlık hizmeti almasını sağlıyoruz” dedi.

-”EMEKLİLİKTE KOLAYLIK”-

Vergi kaydı devam eden Bağ-Kur kapsamındaki esnafın işçi statüsünde çalışması halinde de sigortalı sayılabilmesi için düzenleme yaptıklarını ifade eden Dinçer, şunları söyledi:

”Bağ-Kur’lu olan esnaf ya da tarım işçisi şayet dükkanını kapatıyor ve SSK’lı olarak herhangi bir yerde çalışmaya başlıyorsa biz onun Bağ-Kur’luluk özelliğini ortadan kaldırmıyorduk. O, Bağ-Kur’lu olarak kalmaya devam ediyor hatta primini yatırmamışsa biz onu borçlandırıyor ve daha da önemlisi eğer vaktinde de bu primleri ödemezse cezai müeyyide uyguluyorduk. O yüzden Bağ-Kur’lu vatandaşlarımız oldukça önemli bir mükellefiyetle baş başa kalıyorlardı. Halbuki aynı zamanda SSK’lı olarak prim ödemeye devam etmiş olsa bile Bağ-Kur borçları devam ediyordu. Şimdi biz bu konuda mantığımızı bütünüyle değiştiriyoruz. Herhangi bir vatandaşımız esnek bir şekilde Bağ-Kur’luluktan SSK’lılığa, SSK’lılıktan Emekli Sandığına, Emekli Sandığı’ndan SSK’lılığa kolayca geçebilecek. Nerede çalışıyor ve bulunuyorsa pirimini o sistem üzerinden ödeyecek ve biz bir bütün olarak ödediği bütün primleri göz önünde bulundurarak onun emekliliğini hesaplayacağız. Böylece bütün vatandaşlarımıza ‘sen Bağ-Kur’lu başladın Bağ-Kur’lu kalacaksın, SSK’lı başladın SSK’lı kalacaksın’ gibi zorlamalar olmayacak. Biz temelde şunu ön görüyoruz; bir vatandaşımız sosyal güvenlik sistemine dahil olmalıdır ve hangi sosyal güvenlik sisteminde prim ödeyebiliyorsa oradan ödemelidir ve onun emekliliği bu toplam ödediği primleri göz önünde bulundurarak hesaplamalıyız. Bu açıdan özellikle Bağ-Kur’lular için çok önemli bir kolaylığın geldiğini ifade etmemiz mümkün.”

Şoförler ve sanatçılar için de sosyal güvenlikte bir tanım kolaylıklar sağladıklarını belirten Dinçer, isteğe bağlı sigortalılığı yaygınlaştırmak ve kolaylaştırmak için düzenlemeler yaptıklarını söyledi. Dinçer, Taksiciler, şoförler ve sanatçılar sigortalı olmak isterlerse 17 günden daha aşağıda çalışıyorlarsa üstünü tamamlamaları halinde emekli olma hakkına kavuşacaklarını bildirdi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, ”Mevsimlik tarım işçileri, diğer isteğe bağlı sigortalılar, sanatçılar ve taksi şoförleri gibi benzer bir statüyle 17 gün ve üzeri herhangi bir çalışma göstermeleri halinde sosyal güvenlik sistemine tabii olabilecekler. Onları da sisteme dahil ediyoruz. Geçici ve gezici tarım işçiliği müessesini biz bütün olarak çalışma hayatımızdan kaldırmak istiyoruz” dedi.

Bakan Dinçer, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında düzenlediği basın toplantısında, çalışma hayatı, istihdam ve sosyal güvenlik sistemi üzerinde yapmayı planladıkları yasal değişikliklere ilişkin bilgi verdi.

Trafik kazalarındaki sağlık giderlerinin karşılanmasının önemli sorunlardan biri olduğunu belirten Dinçer, Sosyal Güvenlik Kurumunun trafik kazası yapmış bir vatandaşın kendisi kusurlu olsa bile sağlık hizmetlerini karşılayacağını bildirdi. Dinçer, bunun giderini özel sigorta şirketlerinden yıllık bir bütçe olarak tahsil edeceklerini, böylece hem vatandaşın hizmet almasını hem de sosyal güvenlik sisteminin maliyetlerinin karşılanmasını sağlayacaklarını kaydetti.

Ücretsiz izinlerdeki sağlık giderlerinde de sorunlar yaşandığını ifade eden Dinçer, çalışanlara bir aylık süreyle ücretsiz izin almış olsalar bile sağlık hizmeti sunacaklarını, herhangi bir bedel almayacaklarını söyledi.

Yurt dışındaki ev hanımlarının ve çalışanların borçlanarak emekli olmalarını sağlayan bir düzenleme getirdiklerini belirten Dinçer, yurt dışında çalışan ve oradaki sigortalılığını borçlanmak isteyen bağımsız çalışanların borçlanmalarını ödedikleri dönemde geçerli olan asgari ücret ile borçlanma tutarı arasındaki oranı esas alarak aylıklarının bağlanması hakkını getirdiklerini kaydetti.

Bakan Dinçer, el sanatlarıyla uğraşan kadınların da düşük primle bir ay içerisinde en az 17 gün prim ödemek şartıyla emeklilik sistemine dahil olabileceklerini, bunun da oldukça geniş bir kitleyi kapsamına alacağını ifade etti.

Silikosiz hastalarının sosyal güvenlik sisteminden yararlanmalarını sağlayan bir düzenlemeyi de bu kanunla birlikte yaptıklarını söyleyen Dinçer, ”Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulu silikosiz hastalığında en az yüzde 40 meslekte kazanma gücü kaybı tespiti, yaş ve muhtaçlık şartı aramadan özür oranlarına göre aylık bağlanacağı bir düzenleme yapıyoruz” dedi.

Yeşil kart kullanımıyla ilgili de bir düzenlemeye gittiklerini bildiren Dinçer, yeşil kartlıların iş bulması durumunda kayıt dışı çalışmayı tercih ettiklerini, bunun hem kayıt dışılığı artırdığını hem de sosyal güvenlik sisteminde birtakım sorunlar doğurduğunu, bunun önüne geçmek istediklerini söyledi. Yeni düzenlemeyle yeşil kart sahibi vatandaşın iş bulması durumunda yeşil kartının askıya alınacağını, iptal edilmeyeceğini belirten Dinçer, yeşil kart sahibinin çalıştığı sürece sosyal güvenlik sistemine tabii olacağını ve her türlü haktan yararlanacağını, işini kaybetmesi durumunda da otomatik olarak yeşil kart sisteminin tekrar işler hale geleceğini anlattı.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğüyle yaptıkları anlaşma gereği, yeşil kart sahiplerinin İş-Kur’a kayıt yaptıracağını ifade eden Dinçer, ”İş-Kur olarak kendisine 3 kere iş teklif edeceğiz. Eğer bu işlere sahip olarak çalışma hayatına atılırsa o zaman kendisi bu haklardan yararlanma imkanına sahip olacak. Aksi taktirde üçüncü kez kendisine iş teklif edildiği halde eğer çalışmaktan imtina ediyorsa o vatandaşımızın yeşil kartı iptal edilecek” dedi. Bugüne kadar yeşil kartın fazlaca istismar edildiği kanaatini taşıdıklarını vurgulayan Dinçer, söz konusu düzenlemeyle bunun önüne geçileceğini dile getirdi.

Emekli olma sürecinde kurum hatalarından kaynaklanan sorumluluklar nedeniyle vatandaşların mağdur olabildiğini, bununla ilgili de bir düzenlemeye gittiklerini belirten Dinçer, ”Hata kurumdan ya da devlet memurundan kaynaklandıysa bunun sorumluluğunu vatandaşa yüklemekten vazgeçiyoruz. Bunun sorumluluğunu kurum üstelenecek. Bu yanlışı, hatayı yapan kurum ve devlet memuru bunun hesabını ödeyecek” dedi. Bakan Dinçer, kurumdan kaynaklanan hata sonucu herhangi bir yersiz ödemenin geri alınması için verilen 3 aylık sürenin 24 aya çıkardıklarını, bunun faizsiz olarak alınacağını kaydetti.

Dinçer, halen uygulanan işverenlerin aylık prim hizmet belgesini iş yerine asma zorunluluğunun da artık ortadan kaldırıldığını bildirdi.

Düzenlemeyle işverenlerin, işçilerin iş görmezlik hallerinde yapmaları zorunlu olan bildirimlere bağlı idari para cezalarının düşürüldüğünü belirtti.

-”GEÇİCİ TARIM İŞÇİLİĞİNİ KALDIRMAK İSTİYORUZ”-

Mevsimlik tarım işçilerine sosyal güvenlik sistemine dahil olma hakkı getirdiklerini ifade eden Dinçer, şöyle devam etti:

”Mevsimlik tarım işçileri, diğer isteğe bağlı sigortalılar, sanatçılar ve taksi şoförleri gibi benzer bir statüyle 17 gün ve üzeri herhangi bir çalışma göstermeleri halinde sosyal güvenlik sistemine tabii olabilecekler. Onları da sisteme dahil ediyoruz. Geçici ve gezici tarım işçiliği müessesini biz bütün olarak çalışma hayatımızdan kaldırmak istiyoruz. Bir boyutuyla herkesin kendi yaşadığı ilde ya da yörede iş sahibi imkanı bulması için çaba sarf ediyoruz. İş-Kur’umuz bu maksatla özel bir hazırlık yürütüyor. Gezici tarım işçileri bulundukları illerde İş-Kur’umuza müracaat ederlerse kendilerine meslek kazandırmak üzere özel programlar ve çabalar yapacağız. Ve böylece herkesi kendi ilinde kalmaya yönelteceğiz. İkincisi eğer mecbur kalıyor ve başka bir ile çalışmaya gidiyorsa onlara diğer işçilerimizin ve insani çalışma şartlarının gereği olan ortamı sağlamak için çaba sarf ediyoruz. Bizim, gezici tarım işçileriyle ilgili başlattığımız özel bir proje vardı. Bu sene büyük oranda başarılı olduk, ama gelecek sene yüzde 100 bütün gezici tarım işçilerimizin gittiği illerde onların özel olarak ve birtakım insani ihtiyaçlarını karşılayabilecek mekanları hazırlamış olacağız. Onları, sosyal güvenlik sistemine tabi olmaları için zorlayacağız ve takibini yapacağız. 17 günlük süreyle veya daha az prim yatırarak en azından sosyal güvenlik sistemine dahil olabilecekleri bir düzenlemeyi yaptık.”

Geçici tarım işçilerinin sağlık yardımlarıyla ilgili de bir düzenleme yaptıklarını belirten Dinçer, tarım işçilerinin bakmakla mükellef oldukları anne, baba ve eşlerinin de diğer bütün sağlık sisteminden yararlanan sigortalılarda olduğu gibi bu hizmetlerden yararlanabileceklerini söyledi.

Bağımsız çalışan sigortalıların oda kayıtlarını sildirmeden işçi veya esnaf olarak çalışması durumunda çalıştığı kapsamda sigortalı sayılacağını kaydeden Dinçer, bağımsız çalışanın, tarım sigortalısı ve 65 yaşın üzerinde olması durumunda, isteği durumunda zorunlu sigortalılık kapsamından kendi isteğiyle ayrılabileceğini bildirdi.

Bakan Dinçer, yeni düzenlemeyle aylık alanların gerçeğe uygun olmayan belge ibraz ettiklerinin veya eksik beyanda bulunduklarının anlaşılması halinde, aylıkların alındığı yılın enflasyon oranında artırılarak tahsilatın yapılacağını kaydetti.

-”GSS’YE GEÇİŞİ 1 OCAK 2012′YE UZATTIK”-

Bakan Dinçer, vatandaşların 1 Ekim tarihi itibariyle Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamına alınmasının planlandığını hatırlatarak, çok sayıda vatandaşın müracaat yapmadığı için ceza ödemek durumunda kaldığını belirtti. Dinçer, Genel Sağlık Sigortasına geçiş sürecini 1 Ocak 2012 tarihine kadar uzattıklarını, bu sürenin bir daha uzatılmayacağını ve vatandaşların cezai işlemle karşı karşıya kalacağını bildirdi.

İşten çıkan çalışanların 90 gün primi olması durumunda, 90 gün süreyle herhangi bir ücret ödemeden sağlık hizmetlerinden yararlanabileceğini ifade eden Dinçer, genel sağlık sigortasındaki haklarda düzenlemeler yaptıklarını söyledi.

Mesleki eğitim görenler, stajyerler ve çırak olarak çalışanların kendileri üzerinden genel sağlık sigortası kapsamına alındığını, primlerinin ilgili kurumlar tarafından karşılanacağını kaydeden Dinçer, stajyer ve çırak olarak çalışanların sağlık sigortası kapsamına alınarak kendi adlarına bu hizmeti alabilmelerini sağlayacaklarını dile getirdi. Dinçer, meslek yüksek okulu öğrencilerinin de staj döneminde sosyal güvenlik kapsamına alınacaklarını söyledi.

İlk defa memur olanların ücretsiz izin süreleri için de genel sağlık sigortası primlerinin kurum tarafından ödeneceğini ve onların da sağlık hizmeti alabileceğini belirten Dinçer, yabancı öğrencilere genel sağlık sigortası kapsamına girme zorunluluğu getirdiklerini bildirdi. Dinçer, Türkiye’nin bütün giderlerini karşıladığı burslu öğrencilerde bu şartın aranmayacağını belirtti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, yaptıkları yeni düzenlemenin uygulamaya konulması halinde yaklaşık 200 bin kişinin de yeni istihdam olarak çalışma hayatına katılmasını beklediklerini bildirdi.

Bakan Dinçer, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında düzenlediği basın toplantısında, çalışma hayatı, istihdam ve sosyal güvenlik sistemi üzerinde yapmayı planladıkları yasal değişikliklere ilişkin bilgi verdikten sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Dinçer, bir gazetecinin kıdem tazminatıyla ilgili sorusuna, Türkiye’deki istihdam sorununun çözülebilmesi için ekonomik büyümenin sağlanması ve çalışma hayatının esnekleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Ekonominin büyümesiyle istihdam arasındaki ilişkinin çalışma hayatının katılığı sebebiyle oldukça düşük olduğunu belirten Dinçer, ”Ekonomik büyüme istediğimiz oranda istihdam sağlamaya müsait görünmüyor. Mesela yılda ekonomik olarak yüzde 1 büyürsek bunun istihdam sağlama esnekliği yüzde 0,52 olarak tespit edildi. Şu demek; ekonomik olarak yüzde 1 büyürsek aşağı yukarı yüzde yarım istihdam sağlıyoruz. Yani yüzde 1 olarak büyürse Türkiye ekonomisi, yaklaşık 100-120 bin kişiye istihdam sağlıyoruz demektir” dedi.

Çalışma hayatının esnekleşmesi, işe giriş çıkışların kolaylaşması ve maliyetlerin düşürülmesi durumunda istihdam oranının daha da artırılabileceğini ifade eden Dinçer, bu açıdan bakıldığında kıdem tazminatı fonunun kurulmasını önemsediklerini söyledi.

Çalışma hayatıyla ilgili temel yaklaşımları değiştirmek istediklerini, konuyu, ”işi değil, insanı koruyan” bir felsefeyle ele almak için çalıştıkları vurgulayan Dinçer, insanların mesleki kabiliyetlerinin, donanımlarının artırılması için eğitimlere ağırlık verdiklerini kaydetti.

Çalışma hayatının esnekleştirilmesinin, insanların güvencelerini ortadan kaldıracak şekilde yapılmasını istemediklerinin altını çizen Dinçer, güvenli esnekliği sağlayarak ve mümkün olduğunca uzlaşarak düzenlemeleri yapmayı planladıklarını söyledi.

Bakan Dinçer, ”paketin maliyetinin” sorulması üzerine, ”İşsizlik fonunda bir yıl önce bize verilen kaynakların yüzde 30′unu bu masraflar için kullanacağız. Prim gelirlerinin yüzde 30′unu… Bunu da sadece aktif ve pasif iş gücü programları için kullanıyoruz, başka bir şey için değil” dedi.

Ayrılan kaynaklarla geçen yıllarda mesleki eğitimle ilgili çok önemli mesafe katettiklerini belirten Dinçer, 2008 yılında Türkiye’de 18 bin kişinin mesleki eğitim yapılabildiğini, bu rakamın geçen yıl 167 bin kişiye çıktığını, yaklaşık 240 bin kişiye işsizlik fonundan işsizlik ücreti ödendiğini bildirdi. Dinçer, 219 bin kişiye kısa çalışma ödeneğinden ücret ödendiğini ifade ederek, ”Bu yıl bizim yapmak istediğimiz aktif iş gücü programları için bu kaynaklar yetersiz olmaya başladı. Yeni bir düzenleme yapıyoruz. Dolayısıyla bir yıl önceki prim gelirlerinin sadece yüzde 30′unu bu kaynaklar için kullanabileceğiz, böyle bir genişletme yapıyoruz” dedi.

”Kadın ve gençlerin istihdama katılması uygulamasında yeni katılanlar için mi bu uygulama yoksa bir geçiş sağlanacak mı? İstihdam şirketlerinin geçici işçi sağlamasına yönelik çalışma vardı, bunun tekrar gündeme gelmesi söz konusu mu?” sorusuna Dinçer, ”Genç ve kadın teşvikinden yararlananlar için zaten onlar bu hakkı elde etmişlerdi. Dolayısıyla bir geçiş öngörmeye gerek yok” yanıtını verdi. Bakan Dinçer, kadınların, gençlerin ve özürlülerin teşvikinde süresiz, ilk defa işe başlatılmaları halinde 3 yıl süreyle sosyal güvenlik primlerinin tamamını ödeyeceklerini söyledi.

Dinçer, özel istihdam bürolarının geçici iş ilişkisi kurma yetkisini almalarına ilişkin bu kanunda herhangi bir düzenlemenin olmadığını bildirdi.

Bakan Dinçer, ”Ne kadar istihdam öngörüyorsunuz?” sorusuna, ”Geçtiğimiz yıllarda 2-3 yıllık bir teşvik yapmıştık, bu süre içeresinde 5 puan alan işverenler bu teşvikten yararlanamamalarına rağmen yaklaşık 80 bin civarında gencimiz ve kadınımız bu teşvikten yararlanmıştı. Biz hem 5 puandan yararlandığı halde bundan yararlanmasını da öngördüğümüz için bunun çok daha etkin bir şekilde uygulanabileceğini var sayıyoruz” cevabını verdi.

Yasanın yeniden yapılandırma maddelerini ve emekli maaşlarıyla ilgili düzenlemeleri içeren torba bir yasa olduğunu belirten Dinçer, bakanlık olarak çalışmalarını tamamladıklarını, yasanın yeniden yapılandırmayla ilgili bölümlerini bayramdan önce tekrar görüşeceklerini, daha sonra yasayı TBMM’ye sevk ederek bütçeyle birlikte çıkarmayı planladıklarını bildirdi.

-”200 BİN KİŞİ İSTİHDAMA KATILACAK”-

Bakan Dinçer, ”Meslek yüksek okullarıyla” ilgili bir soruya, ”Meslek yüksek okullarının öğrencilerinin işe gelmeleri halinde herhangi bir teşvik yapmıyoruz. Uzun vadede böyle bir teşvik yapmayı planlıyoruz, ama henüz çalışmalarımız tamamlanmadı. Fakat İş-Kur’dan mesleki eğitim alarak işe katılanlar için böyle bir teşvikimiz var. Onun haricinde mesleki ve teknik eğitim veren ortaöğretim ile meslek yüksek okulu veya Türkiye İş Kurumu’nca düzenlenen iş gücü yetiştirme kurslarını bitirenler için 36 ay süreyle bir teşvik planımız var. O plan bu kanunda var, ama onlarınki süresiz bir teşvik değil” yanıtını verdi.

Bakan Dinçer, pakette daha çok kadınların, gençlerin ve özürlülerin teşvikine yönelik düzenlemelerin olduğunu belirterek, ”Yıllık olarak bu teşviklerin bize yaklaşık 200 bin kişilik istihdam sağlayabileceğini tahmin ediyorum” dedi.

Dinçer, ”trafik kazası geçirenlerin tüm sağlık giderlerinin sosyal güvenlik sisteminden karşılanmasının geçmiş yılları da kapsayıp kapsamadığı” yönündeki soru üzerine, böyle bir düzenleme yapılmasının mümkün olmadığını söyledi.

Bu paketin uygulamaya koyulması halinde yıllık olarak 443 bin kişinin bundan yararlanacağını, bunun toplam maliyetinin 1 milyar 163 milyon lira olacağını belirten Dinçer, yaklaşık 200 bin kişinin de yeni istihdam olarak çalışma hayatına katılmasının beklendiğini kaydetti.

Yeşil kart uygulaması mağdur ediyor

0

Kategori : Genel

Diş Hekimleri Odası Başkanı Aşkın Şimşek, yeşil kart sahibi kiş;lere, diş çekimi ve diş protezleri hizmeti ücretsiz olarak sunulurken, dolgu, kanal tedavisi, diş eti tedavisi gibi uygulamaların kapsam dışında tutulup ödeme yapılmamasının mağdur;yet yarattığını dile getirdi.

Diş Hekimleri Odası Başkanı Aşkın Şimşek, yaptığı yazılı açıklamada, Genel Sağlık Sigortası uygulamasının en önemli gerekçelerinden birinin, tüm toplum kesimleri için eşit ve ulaşılabilir sağlık hizmetlerinin sağlanması olduğunu vurguladı. Ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde yeşil kart uygulamalarına dikkati çeken Şimşek, açıklamasında, şunları kaydetti: “Ne var ki ağız ve diş sağlığı uygulamalarında kamunun yeşil kartlı vatandaşlarımıza dönük olarak, çarpık ve mantık dışı uygulamaları sürmektedir. Maliye Bakanlığı Bütçe Kontrol Genel Müdürlüğü 15 Oc@k 2010 tarihli 465 sayılı yazısı ile 3816 sayılı Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Ver;lerek Devlet Tarafından Karşılanması ve Yeşil Kart Uygulaması Hakkında Yönetmeliğin 16. Maddesine göre, yalnız diş çekimi ve diş protezlerinin, Sağlık Bakanlığı, üniversiteler, sosyal sigortalara bağlı diş hastaneleri, ağız diş sağlığı merkezleri ile bu birimlere bağlı hastanelerin diş ünitelerinde yapılacağını açıklamaktadır. Bu yazıya göre, yeşil kart sahibi vatandaşlarımıza, diş çekimi ve diş protezleri ücretsiz olarak sunulurken; dolgu, kanal tedavisi, diş eti tedavisi gibi uygulamalar kapsam dışında tutulup ödeme yapılmamaktadır. Bilimsel bakış açısıyla bakıldığında, dişler;n ağızda tutulmasını hedefleyen, koruyucu uygulamaların öncelikli olarak karşılanması gerekirken, tam tersine çekim ve protez yapılması her yönüyle yanlış bir uygulamadır. Kamu kurumlarında hizmet sunan meslektaşlarımız açısından da bu uygulama rahatsızlık vericidir. Kurtarılabilecek dişler hastanın ücretini karşılayamaması nedeniyle çekilebilmekte ve aslında maliyeti daha fazla olan protezler yapılmak durumunda kalınmaktadır.” Şimşek, Dünya S@ğlık Örgütü’nün diş ve diş eti rahatsızlıklarını önlenebilir, ama yaygınlığı ve tekrarlama oranları nedeni ile insanların karşılaştığı en büyük sağlık sorunlarından birisi olarak tanımladığına işaret etti. ”Önlenebilir hastalık grubunda tanımlanan diş ve diş eti hastalıklarının önlenmesine yönelik koruyucu uygulamaların yapılmaması, uzun vadede ağız ve diş sağlığı harcamalarının artmasına ve genel sağlıkla ilg;li ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır” değerlendirmesinde bulunan Şimşek, açıklamasında, şunları ifade etti: “ Daha önce TBMM S@ğlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu görüşmeleri sırasında tarafımızdan dikkat çekildiği üzere, Maliye Bakanlığı’nın bir an önce bu yanlış uygulamayı sonlandırmasını, yeşil kartlılara diğer sigortalılarla aynı hakların tanınmasını eğer kısıtlı bir ödeme yapılacaksa öncelikle dişlerin ağızda tutulmasını ve koruyucu tedavilerin karşılanması gerekliliğini tüm kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.”



GSS’den Sonra Medula’da da Ertelemeler Var

0

Kategori : Genel

1 Ekim  2010′da tamamlanması gereken Genel Sağlık Sigortası’nın 2012′ye uzatılacağını haberlerinin çıkması ile GSS’nin bilişim tarafı olan MEDULA’da da erteleme bilgileri gelmeye başladı.

İlaç raporlarının MEDULA sistemi üzerinden gönderilme süresi bir ay uzatılmıştı, şimdi ise diyaliz hastalarının MEDULA’ya kaydedilmesi gereken diyaliz işlemlerinin işlem tarihinde sistemde kayıtlı olan son diyaliz raporunun kullanılması zorunlu oldu.

Zorunlu GSS’ye tarım formülü!

0

Kategori : Genel

Sosyal güvenlik reformu kapsamında getirilen genel sağlık sigortasının bazı hükümleri bu ayın başında yürürlüğe girdi.

Buna göre bazı kesimlerin zorunlu olarak Genel Sağlık Sigortalısı (GSS) olması gerekiyor. Ancak hemen belirtelim ki bu kesim ülke nüfusumuzun yaklaşık %5′i gibi az bir grubu ifade ediyor. %95′e dahil olup da bu yazıyı okuması gerekmeyenler ise;

· Bağımlı çalışanlar (SSK’lılar),

· Bağımsız çalışanlar (Bağ-Kur’lular),

· Kamu çalışanları,

· İsteğe bağlı sigorta primi ödeyenler,

· Sigortalı/çalışan/emekli eşi, çocuğu veya ana-babası üzerinden hak sahibi olarak sağlık yardımı alanlar,

· İşsizlik ödeneği alanlar,

· Her türlü gelirleri dikkate alınmak suretiyle, aile içi kişi başı geliri 254 TL’nin altında olanlar (eski adıyla yeşil kartlılar),

· Emekli, dul ve yetim aylığı alanlar,

· Vatansızlar ve sığınmacılar,

· 65 yaş veya özürlü aylığı alanlar,

· İstiklal Savaşı, terörle mücadele veya vatani hizmet tertibinden gazilik maaşı alanlar ve bunların dul/yetimleri,

· Sosyal hizmetlerden evde bakım ücreti alanlar,

· Köy Kanununa göre aylık alanlar,

· Uluslar arası müsabakalarda derece almış sporcular ve

· 18 yaşını doldurmamış çocuklardır.

Eğer yukarıda sayılan gruplardan hiçbirisine dahil değilseniz, 1 Ekim itibarıyla SGK’ya başvurarak, GSS primi ödemek istediğinizi beyan etmeniz gerekiyor. Bunun için yasal süre bu ayın sonunda doluyor. Yasal sürede GSS’li olmayanlar ise 760,50 TL’lik idari para cezası ile muhatap olacaklar.

Bu %5′lik kesimden GSS’li olmak isteyenlerin önünde üç alternatif var. Birincisi, aylık 182 TL üzerinden sağlık primlerini SGK’ya ödeyerek sağlık yardımlarını almak. İkincisi, prim ödeme gücünün olmadığını beyan edip, en yakın kaymakamlığa yeşil kart için başvurmak. Üçüncüsü ise 182 lirayı ödemişken, bu rakamı 243 liraya tamamlayıp, isteğe bağlı sigortaya başvurmak.

Öte yandan ‘Hem sağlık primim ödensin, hem emeklilik primim’ diyenler için hesaplı bir formül daha var. Formül şu; üzerinizde kayıtlı arazi veya arsa varsa, bulunduğunuz ilçedeki ziraat odasına kayıt yaptırarak çiftçi belgesi alıyorsunuz. Bu belgeyle birlikte SGK müdürlüğüne başvurup, Tarım Bağ-Kur (4/b) kapsamında sigortalı olmak istediğiniz söylüyorsunuz. İlgili müdürlük sizin tescilinizi yapıyor ve ayda sadece 144 lira ödeyerek, hem GSS’li oluyor hem de emeklilik primlerinizi yatırmış oluyorsunuz.

Üzerinizde kayıtlı arsa veya arazi yoksa panik yapmayın. Bir tarla sahibinden üç-beş dönüm de olsa tarla kiralayıp, bu kira sözleşmesiyle de ziraat odasına başvurabilirsiniz. Zira Tarım Bağ-Kur’lu olabilmek için illa da kendi arazinizde çiftçilik yapmanız şart değil. Kiraladığınız arazide de tarımsal faaliyet yapabilirsiniz.

Sadece GSS primi olarak 182 lira ödemek yerine hem GSS hem de emeklilik primi olarak 144 lira ödemek daha cazip olsa gerek. Ancak şu uyarıyı da yapmamız lazım; sadece kâğıt üstündeki çiftçi kayıtları SGK tarafından sıkı bir şekilde denetlenmekte ve gerçekte tarımsal faaliyeti olmayanların Tarım Bağ-Kur tescilleri iptal edilmektedir. Dolayısıyla bu formülden yararlanabilmek için yılda 10-15 gün de olsa tarımsal faaliyet yapmanız ve az da olsa adınıza ürün satmanız gerekiyor. Yani bizim tavsiyemiz işi kitabına uydurmanız değil, kitaba uygun yapmanızdır.

Kimi okurlarımızın aklına, ‘Sadece GSS primi 182 lirayken ve isteğe bağlı sigorta primi de en az 243 lirayken, neden Tarım Bağ-Kur primi 144 lira’ sorusu gelebilir. Sebep, sosyal güvenlik reformunda tarım kesiminin prim yükünün birden değil, yıllara yaygın bir şekilde artmasının öngörülmesidir. Buna göre çiftçilerimiz 2010 yılında 17 günlük prim ödeyip, 30 gün ödemiş kabul edilecekler. Gelecek her yıl gün sayısı artırılacak ve nihayet 30 güne tamamlanacak. Dolayısıyla 30′a tamamlanıncaya kadar, Tarım Bağ-Kur primleri daha düşük tahsil edilmiş olacak.

Kaynak : http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/121257-zorunlu-gss-ye-tarim-formulu-sadettin-orhan-makalesi.aspx

Madde 43 – Yürürlük

0

Kategori : Kanun Taslağı

Bu Kanun Resmi Gazete’de yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 42 – Bilgi arşivleme esasları

0

Kategori : Kanun Taslağı

Kurum bu Kanunda yazılı olan görevlerine ilişkin her türlü işlemleri elektronik veya bilgi işlem ortamında yapılabilir ve arşivlenebilir. Kurum her türlü işlemlerini internet dahil manyetik ortamda yapabilir, elektronik imza kullanabilir. Elektronik veya bilgi işlem ortamında yapılan işlemlerin ve arşivlenen bilgilerin tespit ve tevsikinde bilgi işlem kayıtları esas alınır. Kurum tarafından bilgi işlem ortamında tutulan bilgiler adli ve idari merciler nezdinde geçerlidir. Bilgi işlem kayıtlarına itiraz edilmesi halinde ispat mükellefiyeti itiraz edene aittir.

Kurum bu Kanunda yazılı olan görevlerine ilişkin her türlü işlemleri elektronik veya bilgi işlem ortamında yapılabilir ve arşivlenebilir. Kurum her türlü işlemlerini internet dahil manyetik ortamda yapabilir, elektronik imza kullanabilir. Elektronik veya bilgi işlem ortamında yapılan işlemlerin ve arşivlenen bilgilerin tespit ve tevsikinde bilgi işlem kayıtları esas alınır. Kurum tarafından bilgi işlem ortamında tutulan bilgiler adli ve idari merciler nezdinde geçerlidir. Bilgi işlem kayıtlarına itiraz edilmesi halinde ispat mükellefiyeti itiraz edene aittir.

Madde 41 – Denetim Yetkisi

0

Kategori : Kanun Taslağı

Kurum bu Kanunda kendine verilen görevleri yerine getirirken, kapsamında bulunan kimseler adına satın aldığı her türlü sağlık hizmet ve yardımlarının uygunluk, yerindelik, verimlilik ve mali denetimini Yönetim Kurulu tarafından belirlenen esaslara uygun olarak Genel Müdürlük tarafından belirlenecek araç ve yöntemlerle yapar.

Kurum bu Kanunda belirtilen görevlerini yerine getirirken hizmet sözleşmesi veya protokol imzaladığı her türlü gerçek ve tüzel kişiliğin sözleşme veya protokol kapsamında yürüttüğü hizmet ve işlemleri denetleme ya da kendi adına yetkilendirdiği kişi veya kuruluşlar aracılığı ile denetletme yetkisine sahiptir.